Arama Sonuçları

Fri
10
Oct
5:27 am
Kafası güzel USB çubuk  Üreticinin birası fazla olunca, USB hafıza çubuğuna doldururmuş. Pek olmadı ama siz anladınız onu.

Bir teknoloji sitesi olarak her çap, ebat ve temada USB hafıza çubuğuna sükunetle yaklaşmamız gerekiyor aslında. Ama bizim de “Yuh artık, bu da yapılmış yani!” dediğimiz oluyor. Zaten farkettiyseniz, sitedeki USB hafıza çubuğu haberlerinin çoğunu da bunlar teşkil ediyor.
Bu sefer, muhtemelen tescilli bir Budweiser ürünü olan ve dış tarafındaki hazne bira doldurarak süslenmiş muhteşem bir örnekle karşı karşıyayız. İstendiği takdirde bu biranın içine “kullanıcı tarafından seçilmiş üç boyutlu objeler” atılabiliyor (gerçi iki boyutlu obje diye bir şey yok, ama olsun.). Tabii o zaman, ani bir efkar basımında hazneyi kırıp içindeki birayı içerek acil durumu savuşturma şansınız da yokolouyor.
CNK isimli bir promosyon firması tarafından üretilen sürücülerin hazne kısmına istenen sıvı doldurulabiliyor, kapasiteleri ise 128 MB ila 8 GB arasında değişiyor. Ancak, sadece toptan sipariş vermek mümkün.

Etiket yok
Mad_toaster_2

Sabah haberlerini tost üzerinde okumak ister misiniz? Bu tost makinası USB ile İnternet bağlantılı bir PC’ye bağlanarak istediğiniz konuları tostunuza basıyor. Hava durumu, haber gibi.

Mad_toaster_01_2

Çılgınca ama eğlenceli.

Etiket yok
Japon ve Alman bilim adamlarının geliştirdiği katlanabilir televizyon ekranı teknolojisiyle, bilgisayarlar yakında katlanıp cebe konulabilecek.

ANKARA - Japon elektronik devi Sony ile Almanya’nın Max Planck Enstitüsünden araştırmacıların tanıttığı katlanabilir ekran konseptinden, bilgisayarların yanı sıra televizyonlar ve elektronik posterler için de kullanılabilecek teknolojiden ayrıca, okuyucuların kolay taşınabilir görüntü cihazlarına günlük haberleri indirmeleri sağlayacak görüntülü elektronik gazete için yararlanılması düşünülüyor.

Etiket yok

Pandora benzersiz bir cihaz. Tasarımı sırasında binlerce kullanıcının görüşüne başvuruldu. Herkesin ortak bir hayali vardı: “Dünyanın gelmiş geçmiş en güçlü avuç içi bilgisayarını yapmak…”

Ürünün tasarımı ve geliştirme aşaması 2 yıldan fazla sürdü. Sonunda beklenilen an geldi ve Pandora tüm dünya ile birlikte Türkiye’de de ön siparişle satılmaya başlandı. Pandora’yı Türkiye için önemli kılan noktalardan biri de proje ortaklarından birinin bir Türk firması olmasıydı.

Ön sipariş için hedeflenen rakam 3000 adetti. Bu rakamın 2000 adeti ilk 6 saat içinde satıldı. Ön sipariş kabul eden bütün web siteleri kilitlendi. Ön sipariş haberleri digg.com, slashdot.com gibi popüler teknoloji bloglarında ana sayfaya yerleşti. Hedeflenen 3000 adete çok kısa bir süre içinde ulaşılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Hatta Pandora ekibi ön sipariş adedini 4000′e çıkartmanın yollarını arıyor.

Pandora gelmiş geçmiş en güçlü taşınabilir avuç içi bilgisayar. Üstelik Pandora; analog ve dijital oyun kontrollerini ve QWERTY klavyeyi bir arada bulunduran benzersiz bir tasarıma sahip. Pandora tamamen profesyonel bir kadroyla ve amatör bir ruhla geliştirildi.

900Mhz İşlemci gücü, PowerVR 3D Grafik Donanımı, Geniş 800×480 Dokunmatik LCD ekran, Wi-fi, Bluetooth, USB, Çift SDHC Kart yuvası, Çift analog ve dijital oyun kontrol ve butonları, Nintendo DS tarzı, kapaklı tasarım, 43 Tuşlu mini QWERTY klavye.

Pandora’nın geliştirme kitleri aylar öncesinden belirlenen geliştiricilere dağıtıldı. Bundaki amaç Pandora’nın piyasaya çıktığı anda geniş bir yazılım arşivine sahip olmasını sağlamaktı.

Çok kısa bir süre önce Ubuntu işletim sistemini ve Fire Fox’u çalıştıran Pandora videoları yayınlandı. Ayrıca Snes, Amiga, Megadrive, FBA gibi emülatörlerin tam hızla çalışan emülatörlerin Pandora uyarlamalarını gösteren videoları web sitelerinde bulabilirsiniz.

Pandora ile ilgili daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız aşağıdaki linkleri kontrol edebilirsiniz.

http://www.pandoratr.com
http://forum.gp2xtr.com/index.php?board=16.0

Teknik Özellikleri:

* ARM Cortex-A8 600Mhz+ CPU ve Linux işletim sistemi
* 430-MHz TMS320C64x+ DSP Core
* PowerVR SGX OpenGL 2.0 ES uyumlu 3D donanım
* 800×480 4.3inch 16.7 milyon renk dokunmatik LCD ekran
* Wifi 802.11b/g, Bluetooth ve High Speed USB 2.0 Host
* İki SDHC Kart slotu & SVideo TV çıkışı
* İki Analog kontrol ve dijital oyun kontrolleri
* 43 buton QWERTY ve numerik klavye

Etiket yok
Mad_toaster_2

Sabah haberlerini tost üzerinde okumak ister misiniz? Bu tost makinası USB ile İnternet bağlantılı bir PC’ye bağlanarak istediğiniz konuları tostunuza basıyor. Hava durumu, haber gibi.

Mad_toaster_01_2

Çılgınca ama eğlenceli.

Etiket yok

Sizlere bugün nanoteknolojik araştırmalarda çok kullanılan bir başka taramalı uçlu mikroskop çeşidini anlatacağım: atomik kuvvet mikroskobu (AKM) ya da taramalı kuvvet mikroskobu. İngilizceleri de sırasıyla “atomic force microscope” ve “scanning force microscope”.

Bu yazı da sadece bu mikroskoba has özelliklerden bahsedeceğim. O yüzden, eğer taramalı uçlu mikroskoplar namına bir şey bilmiyorsanız şu yazıma göz atmanızı tavsiye ederim. Yazıda anlamadığınız kısımları yorum kısmında belirtirseniz, o kısımları daha açıklayıcı biçimde tekrar yazarım.

Genel Bilgiler
Binnig, Quate ve Gerber tarafından 1986 yılında üretildi.
Aletin ismi mikroskop, ama aslında bildiğimiz mikroskoplar gibi değiller. Nedeni ise şu: orta okulda veya lisede biyoloji dersinde mikroskop kullandıysanız bilirsiniz, mikroskopla bir cismi gerçekten görebilirsiniz, ama atomik kuvvet “mikroskobu” ile bir cismin ya da yüzeyin nasıl olduğunu öğrenebileceğiniz bir resim görebilirsiniz. Yani gerçek manada bir atomu göremezsiniz, ama atomların nasıl dizilidiğini anlayabilirsiniz. Bu önemli bir husus.

Çalışma Prensibi
Sivri uç yüzeyi tarar ve yüzey ile arasındaki kuvvet ölçülür. AKM’de sivri uç için manivela kelimesi tercih ediliyor, biz de onu kullanacağız.

Bir AKM Manivelası


Hatırlarsanız, Taramalı Tünelleme Mikroskopları’nda (TTM) tünelleme akımı sayesinde görüntüler oluşturuluyordu. Atomik Kuvvet Mikroskobu’nda ise tünelleme akımının yerini atomik kuvvet alıyor.

Atomik kuvveti ise manivelanın ucundaki atom ile yüzeydeki atom arasındaki kuvvet şeklinde tanımlayabiliriz. Mikroskobun iki modu var: itici, çekici. Manivela ile yüzey arasında eğer uzaklık çok fazla ise yüzey manivelayı çeker, bu çekici moddur. Çekici modda iken manivela ve yüzey arası uzaklık 10-100 Angström arasıdır, atomik kuvvet değeri ise 10-12 Newtondur. Eğer uzaklık 10 Angströmden az ise, itici moda geçilir. İtici modda iken manivela yüzeyle temas halindedir. Atomik kuvvet değeri ise 10-6 ila 10-7 Newton arasındadır, 10-9 bile olabilir. (Resimden de faydalanabilirsiniz.)

Yandaki resme bakarsanız, manivelanın (sivri uç) biraz eğildiğini görürsünüz. İşte bu eğilme miktarına göre atomik kuvvet ölçülür. Eğilme miktarının nasıl ölçüldüğünü aşağıda açıkladım meraklanmanıza gerek yok.

Manivelayı bir yay gibi düşünebiliriz, lise fiziğinden biliyoruz ki yay sabiti ne kadar düşükse yay o kadar hassastır. Mikroskobun hassas olması için kullanılan manivelaların da düşük yay sabitine sahip olması lazımdır. En fazla kullanılan malzemeler silikon, silikon oksit, silikon nitritdir. Üretiminde fotolitografik teknikler kullanılır. Fotolitografik tekniklerden ise şurada bahsetmiştim.

İtici modun çekici moda göre avantajları:
- Manivela yüzeye değmediği için yumuşak alanlarda (biyolojik sübstratlar gibi) kullanılabilir.

Çekici modun itici moda göre avantajları:
- Çözünürlük yüksek. Atomik seviyede görüntüler bu modda elde edilir.

Bazen de itici ve çekici modun birleşimi bir modda kullanılır: tıklatma modu. Bu modda ise manivela yüzeye dokunup, çekilir; bir nevi tıklatma hareket yapar. Bu sayede çekici moddaki yüzey hasar sorunu bir nevi çözülmüş olur, hem de yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilir.

Aynen TTM’de olduğu gibi AKM’de de bir başka iki mod vardır: sabit yükseklik, sabit kuvvet. İlk modda manivela ile yüzey arası mesafe sabit tutulur ve kuvvetteki değişim esas alınır, geri bildirim sistemi vardır. İkinci modda kuvvet sabit tutulacağı için mesafe değişir, bu mesafe değişimine göre görüntü oluşturulur, geri bildirim sistemi yoktur.

Eğilme miktarı nasıl ölçülür?
AKM ilk üretildiğinde manivelanın üstünde TTM’de kullanılan bir sivri uç kullanılıyordu. Manivela ile bu sivri uç arasındaki tünelleme akımındaki değişime göre hesaplamalar yapılıyordu. Bu süreç biraz zordu ve her zaman istikrarlı bir ölçüm alınamıyabildiği için artık kullanılmamaktadır.

Günümüzde optik metodlar kullanılmaktadır. (resimdeki sistem) Bu yöntemde manivelanın üstü bir metalle kaplanır ve ayna haline getirilir. Daha sonra lazerden demetler gönderilir. Yansıyan demetler iki fotodiyottan oluşan bir sisteme çarpar. Eğer manivelanın konumu değişmiş ise bir diyot daha fazla akım üretir, akımdaki bu değişime göre manivelanın sapma değeri belirlenir.

TTM’ye göre avantajları
- Görüntüleme kuvvete bağlı olduğundan, mikroskop hem iletken hem de yalıtkan yüzeylerde kullanılabilir. Oysa, TTM’lerde görüntü akıma bağlı olduğundan , sadece iletken yüzeylerden görüntü alınabiliyordu.
- Sübstratın 3 boyutlu profilini gösterir. TTM ise 2 boyutlu profiini gösterebilir.
- Daha ucuzdur. (ama o kadar da ucuz değildir :) )
- Açıkhavada ve sıvı ortamda çalışabilir, TTM vakumlu ortamda çalışabilir. Bu yüzden biyolojik sübstratlarda AKM kullanılır.

TTM’ye göre dezavantajları
- Daha yavaştır.
- Resim büyüklüğü maksimum 150 x 150 olabilir. TTM’de ise milimetre uzunluğunda ve genişliğinde resimler elde edilebilir.
- Dikey menzili kısıtlıdır. Çok yüksek yüzeyler taranamaz.
- Çözünürlüğü daha düşüktür.

Uygulama Alanları
- Görüntüleme - Yüzeylerin topografik görüntüleri oluşturulur.
- Hissetme - Bazı malzemelerin ortamda olup olmadığını anlamaya yardımcı olur.
- Atom yer değiştirmesi - Yüzeydeki atomların yerleri ile oynanabilir.
- Ölçme - Malzemenin karakteristik bir özelliğini hakkında bilgi toplama.

Ek Bilgiler
1- Türkiye’de NanoMagnetics adlı şirket AKM üretmektedir.

2- En son ise sizlere bir kaç gerçek AKM resmi göstermek istedim. Aletleri UNAM’dan seçtim.
UNAM‘da 2 adet AKM bulunmaktadır.

1- PSIA Marka AKM

2- Asylum Marka AKM

Kaynak: 1 , 2

Yazımı beğendiyseniz, RSS beslememe üye olabilirsiniz.

Etiket yok

G.Binnig ve H.Rohrer tarafından 1981′de bulundu. Bu buluşlarından dolayı 1986 Nobel Fizik Ödülünü kazandılar.

Bu mikroskop genellikle bir yüzeyin karakteristiği öğrenmek istenildiğinde kullanılır. Yanal çözünürlüğü 0.1 nm, derinlik çözünürlüğü 0.01 nm olan TTM’ler iyi çözünürlüklü sayılırlar.

İngilizcesi: Scanning Tunneling Microscope’dur.




TTM’nin şeması

Önemli Kavramları Tanıyalım:
1- Piezoelektronik Tarayıcı (Elektrotlu piezoelektronik tüp):
Önce piezoelektrik etkinin tanımını yapsak daha hoş olur diye düşünüyorum: cismin uçlarına stres uygulandığı zaman, elektrik yükleri oluşuyorsa; ya da cisim elektrik alanına sokulduğu zaman, cisim üzerinde bir stres oluşturulabiliyorsa bu cisim piezoelektroniktir. Uygulanan voltaja göre uzayıp, kısalabilir. Bu tüp ile yüzey taranır.

2-Mesafe koruma ve tarama birimi:
Bu geribildirim mekanizması ile sivri ucun sübstratla arasındaki mesafenin değişmemesi sağlanır. Uç mesafeyi korumak için yukarı çıkarsa, bu bilgi sayesinde bölgede bir tümseklik olduğunu anlarız. Benzer şekilde, uç aşağı inerse - çukur, sabit kalırsa - düz bir yer olduğunu anlarız. Topografik görüntü sivri ucun hareketi sonucu bilgisayarda görülür.

3- Tünelleme akımı:
Kuantum mekaniğinde tünelleme diye bir kavram var. Bunu basitçe şöyle anlatabiliriz: Normalde bir parçacık potansiyeli yüksek bir engeli aşamaz (mesela top duvarın içinden geçemez), ama kuantum fiziğinde bu mümkün. İşte bu geçebilme özelliği tünelleme olarak adlandırılıyor.

İki iletken biribirinin çok yakınına konulursa, aralarında bir akım geçişi olur. Yani sivri uç ve yüzey arasında bir akım geçişini bu özellik sayesinde görüyoruz.

4- Sivri Uç
Genellikle volfram ya da platinyum-iridyum kullanılır. Karbon nanotüpler kullanılmaya başlanmıştır.

Volframdan yapılmış bir sivri uç.

5- Bilgisayar
Elde edilen görüntüye buradan ulaşılır.

Çalışma Prensibi
Sivri bir tünelleme etkisinin gözlemlendiği mesafeye kadar indirilir. Tünelleme sağlanınca, sivri uçla yüzey taranır. Ucun yüzeye olan uzaklığının, konuma göre fonksiyonu çizilirse topografik bir görüntü elde edilir. Uç ile yüzey arası mesafe, aralarına voltaj uygulandığı zaman oluşan elektrik tünelleme akımı sayesinde ölçülür.


2 çeşit anlayış vardır: sabit akım, sabit yükseklik.

Sabit akımda uç ile yüzey arası mesafe sabittir. Bu ise geribildirim sistemi sayesinde sağlanır.
Sabit yükseklikte ise geribildirim mekanizması yoktur. Sivri uç ilk başta belirlenen yükseklikte bütün yüzeyi tarar ve tünelleme akımını ölçer. Akımdaki değişime göre yüzeyin topografik görüntüsü çıkarılır. Akım azalırsa, demek ki uç ile yüzey arası mesafe artmıştır, o zaman yüzeyin bu kısmı çukurdur. Benzer şekilde, akımın arttığı yerde yükseklik vardır.

Sabit yükseklikte, sivri uç yüksek bir bölgeye geldiği zaman, yüzeyi zedeleyebilir. Fakat, sabit yükseklikte elde edilen görüntülerin çözünürlüğü yüksektir ve daha hızlıdır. O yüzden, yüzey başta sabit akım modunda tarandıktan sonra bir de sabit mesafe modunda taranırsa daha güzel görüntüler elde edilebilir. Başta sabit akımla taramamızın nedeni, sivri ucun yüzeye zarar vermesini engellemek. Sabit akımla taradıktan sonra, uç ile yüzey arasındaki mesafeyi, yüzeye zarar vermeyecek şekilde ayarlayabiliriz.

İki mod arası farkı resimden de görebilirsiniz.

Uygulama Alanları
Yüzeydeki atomların yerlerini değiştirmek.
Bir bölgenin elektronik durumu hakkında bilgi toplanır.
Metal yüzeylerin 3 boyutlu görüntülerini oluşturmak.
Yüzey pürüzsüzlüğünü ölçmek.
Yüzeydeki bozuklukları bulmak.

Kısıtlamaları
Sadece iletken yüzeylerde kullanılabilir, çünkü ölçüm akım varlığında oluyor.
Taranan yüzey çok temiz olmalıdır.
Sivri uç, olabildiğince sivri olmalıdır.
Tarama yapıldığı için yavaş bir süreçtir.
Elde edilebilecek maksimum görüntü büyüklüğü küçüktür.

Değişik tarama tünelleme resimlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: 1 , 2

Yazımı beğendiyseniz, RSS beslememe üye olabilirsiniz.

Etiket yok